BEYOĞLU'NDA ARA
Beyoğlu'nda bulmak istediğiniz her şey
beyoglurehberim.com'da!
 
TÜM İŞYERLERİNE GÖRE LİSTELE
 
 
24
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

24 NİSAN-5 MAYIS 2014

Ressam Siret Uyanık B.B. Cihangir Sanat Galerisi'nde "TAŞLARDAN HAYATA" adlı sergisini 24 Nisan 2014 Perşembe Günü açıyor. Bu sergi sanatçının 11. kişisel sergisidir. Yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda karma sergilere ve bienallere katılan Siret Uyanık'ın resimleri, Amerika'da yayımlanan ''Uluslararası Çağdaş Sanatçılar'' ve ''Dünyadaki Önemli Sanatçılar'' kitaplarında yayınlanmıştır. UPSD ve GESAM üyesi olan sanatçının iki de ödülü bulunmaktadır.

Resimlerine çevredeki nesnelerin ve biçimlerin göründüğünden farklı olarak algılananın ötesinde anlamlar ve gizemler yükleyerek izleyiciye sunan ana tema olarak taşların biçimlerini kullanan sanatçı renklerin kışkırtıcı ve çığlık çığlığa ama bir o kadar da sessiz varlığından ilham alır. Çakıl taşlarıyla insanlar arasında bağlantı kurar ve onların doğadaki mücadelelerini insanların yaşam mücadeleleriyle özdeşleştirir. İnsanların ruhundaki derinliği taşlarda renklerle demler ve izleyiciyi ışıklı bir yolculuğa çıkarır. Renkler ne kadar canlı olsa da çevreye olan duyarlılığı ve evrensel kaygıları resimlerinde hüzünlü ve buruk bir çağrışıma egemen olur. Topraktan taşa, taştan insana ve yaşama dair gizemli bir yolculuğa çakıl taşlarının aykırı, aynı zamanda paralel biçimlerinden aldığı ilhamla soyut lekeler ve somut realiteleri birlikte yoğurur resimlerinde...

5 Mayıs'a kadar açık kalacak olan sergi,  10.00 - 19.00 saatleri arasında gezilebilir.

 

Yer: Beyoğlu Belediyesi Cihangir Sanat Galerisi

Cihangir Caddesi, İspark Kat Otoparkı,no:19, 1. Kat, Cihangir-İstanbul

Tel: (0212) 244 94 99

 
Taşlardan Hayata
23
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

23 Nisan - 14 Haziran 2014 

Açılış: 22 Nisan 2014 Salı 18:30
Ziyaret Saatleri : Salı-Cumartesi 11:00-19:00

Galata Rum Okulu
, 23 Nisan - 14 Haziran tarihleri arasında, Domenikos Theotokopoulos'un  400. ölüm yıldönümü dolayısı ile kendi bünyesinde düzenlediği ilk araştırma bazlı sergi olan ''İmge ve Ötesi: Domenikos Theotokopoulos'' u  İstanbullu sanatseverlere gururla sunar. 

''İmge ve Ötesi:Domenikos Theotokopoulos'' sanat tarihinde çoğunlukla El Greco olarak bilinen Domenikos Theotocopoulos'un bilinmeyen ikonograf kimliğine odaklanarak, aynı zamanda esas olarak dinsel tasvir'in ötesinde bir anlama ve derin bir felsefeye sahip olan ikona ile görünmez yaratıcısı olan ikonografların dünyasına ışık tutmaktadır. İzleyiciyi fiziksel dünyadan tinsel alana taşıyan ikonalar, ''görünmeyeni'' görünür kılan bir araç niteliğindedir.

İkonograflar ise , bu imgelerin sessiz yaratıcıları olarak,  görünmeyen, içsel olan bu alanı görmemizi sağlayan ve bu dünyayı yaratımları aracılığı ile ortaya çıkararkan sanatçılardır.Sanat tarihi boyunca geçmişten bugüne birçok sanatçıyı derinden etkilemiş olan Domenikos Theotokopoulos Girit doğumlu olup, yaşamının ilk dönemlerinde Venedikte  sanatsal pratiğinin ilk adımı olan ikonografiye yoğunlaşmış ve Bizans ikona geleneğini benimseyerek ileriki dönemlerinde gerçekleştirdiği resimlerinde de bu görsel dilin ışığında pratiğini dönüştürmüştür.    

Görünmeyen olanın kapılarını aralayan Domenikos Theotokopoulos'un ikonograf kimliğini keşfederken, aynı zamanda içerisine bulunduğumuz coğrafyanın sosyo kültürel belleğinin de bir parçası olan ikona sanatının bilinmeyen yönlerine ışık tutan sergi'nin akademik danışmanlığını Işık Üni. öğretim üyesi Prof.Dr.Eva Aleksandru Şarlak  ve küratörlüğünü Hera Büyüktaşçıyan gerçekleştirmektedir. 

Galata Rum Okulu bünyesinde gerçekleşen ve Hollanda Başkonsolosluğu'nun MATRA İnsan Hakları fonu ile desteklenen bu dokümanter serginin  araştırması ve içeriği  Adil Öztürk, Ruhiye Onurel (ROŞ), Kültürel Mirası Koruma Merkezi'nden Selen Erken ve Cansu Kuman tarafından gerçekleştirilmiştir. 

 
İmge ve Ötesi
22
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

Fotograf ve Dokumalarla Şili-Bolivya

 

Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi, 22 Nisan-17 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Şili-Bolivyalı Mimar fotoğraf sanatçısı , Roberto Guerra Toledo’nun ‘ALTİPLANO’ Fotoğraf ve Dokumalarla Şili-Bolivya sergisine ev sahipliği yapıyor!’

Bu serginin adı ALTIPLANO.
Bolivya ve Şili yaylaları.  Aymara dünyası ve Quechua dünyası.
And’ların dünyası.

Kadim dünya, evrenle ve kutsalla temas halinde bir dünya.

Yerlilerin dünyası, bilgeliğin ve yalnızlığın ve içsel yolculukların dünyası, ve eğlencenin, kutlamaların, ritüellerin ve doğayla alışverişin dünyası.

Kendi yaşamının, yurdunun, kendi manzarasının, tanrıları ve iblislerinin kutsallığını simgesel düzeyde yansıtan dokumaların dünyası.

Kuzey Şili ve Bolivya yaylalarında dört ay boyunca çobanlar ve köylülerle yaşadığım, paylaştığım dünya.

Fotoğraflarımla, yani kendi bakışımla,  aynı zamanda onların dokumaları üzerinden gösterdiklerini paylaşmak istediğim dünya bu; onların yaşadığı dünyaya bakışı bu dokumalar aynı zamanda... Paşamama’yla... toprak anayla bütünleşmelerini sağlayan o bakış...

Toprağın suretleri, bakışları, dokumaları, giysileri... Altiplano’nun tek zenginliği bunlar değil... Hepsini objektifimle izledim, ama hepsini toprağın gözleriyle görmek istedim... Kuzey Şili’nin yalnızlıklarını, sessizliğini ve göz kamaştıran görünümlerini... Bolivya’nın suskun ve unutulmuş küçük köylerindeki ritüellerini, şenliklerini,  müziklerini, danslarını ve hüzünlerini...

Andların çobanı ve köylüsü için dünya mukaddestir, yaşamın kendisi ve kaynağıdır. Doğada ne varsa, hayvan, ağaç, ırmak, taş, dağ, vadi ya da bir ev, hepsinin kutsal bir ruhu, bir kişiliği vardır; insan kendisini onlara açar da saygıyla, incelikle yaklaşırsa, onlar da insanla temasa geçerler.

Bu sergideki görüntüler bu yaşamı, evrenle uyumu, neşe ve hüzün anlarını,  kutlama ve çalışma zamanlarını dile getirmek istiyor... yalnızca dünyayı değil, dünyayla birlikte yaşayan erkeklerle kadınları tanıtmak istiyor... dağların ruhları karşısında saygıyla eğilmek, onların esirgeyiciliğine sığınmak için, mukaddes Paşamama’nın  tüm meyvalarına şükretmek için yüksek yaylalarda durmaksızın yürüyen insanları tanıtmak istiyor...

 

 
ALTİPLANO
19
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

19 Nisan 2014 - 25 Mayıs 2014 
Açılış: 18 Nisan Cuma, 18:30

Silvina Der-Meguerditchian'ın İstanbul'da gerçekleştirdiği ikinci kişisel sergisi Depo'da izleyicisiyle buluşuyor.

Sanatçının, 2011 yılında tarihçi Vahé Tachjian ile birlikte başlattığı Houshamadyan(www.houshamadyan.org) projesi Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermenilerin gündelik yaşam kültürlerine odaklanıyor ve geriye kalanlar üzerinden bu belleği yeniden inşa etmeye çalışıyor. Osmanlı Ermenileri tarafından üretilen her çeşit kültürel ürünün toplanması ve saklanması Houshamadyan çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

İlk olarak Heinrich Böll Vakfı ortaklığında Berlin'de sunulan serginin İstanbul versiyonu için Der-Meguerditchian Houshamadyan koleksiyonundan parçaları ve websitesinin içeriğiyle ürettiği işleri bir araya getiriyor. Sanatçı beklenmedik kombinasyonları örtüştürerek, çeşitli katman ve yapıları birbiri üstüne getirerek, son derece heterojen teknikleri birleştirerek düğüm atma temasını sürdürüyor. Der-Meguerditchian'ın çalışmalarının bütünü gözden geçirildiğinde öne çıkan görsel motiflerden biri, ip, iplik, örgü biçiminde sunulan kırmızı renkli bağlardır. Bu bağlar geniş bir çağrışım yelpazesini de beraberinde getirir.

Sanatçının çalışmalarında kişisel deneyim ile kolektif bellek arasındaki geçişmeler oldukça belirleyici nitelik taşıyor. Der-Meguerditchian'ın 1915 sonrası türlü zorluklar ardından yaşamlarını sürdürebilmek için Arjantin'e göçmüş olan ailesinin hikâyesi, yapıtlarını şekillendiren en önemli unsuru oluşturuyor. Kırmızı ipliklerin göndermede bulunduğu çağrışımlar anahtar niteliğindeki bu bilgiyle birlikte coğrafi bir özgüllüğe bürünüyor. Toprağından koparılmış yaşamlar... Ama bir şekilde bellek pratikleri aracılığıyla o toprakla süren temaslarına tutunuyorlar. Bununla birlikte örme ve dikme edimleriyle birlikte bu yaranın kapanabileceğine, bu koparılmışlığın iyileştirilebileceğine, en azından acının dindirilebileceğine, yaralı olanın korunabileceğine yönelik inanç sergide yer alan halı çalışmalarıyla ortaya konuyor.

 
Yeri Olmayan Bellek
17
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

Merve Morkoç'un '2+1' başlıklı Galerist'teki ikinci kişisel sergisi 17 Nisan - 17 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sanatçı son dönemde ürettiği eserleri aracılığıyla 2+1 kombili ev sahibi olmaktan yola çıkarak, salon kırlentiyle misafir porseleni arası bir ürüne dönüşme sürecini anlatıyor. Figür ve yaşam alanı arasındaki ilişkinin deformasyonunu, çeşitli malzeme ve tekniklerle eserlerine aktaran sanatçı, güzel ve çirkinin suretini, aynı beden ve yüzeyde birbirini itmeyen bir ahenkle buluşturuyor.

Merve Morkoç'un ilgi çekici resimleri, ilhamını sanatçının kendisini daha özgür hissettiği sokak kültürü ve dokusundan alıyor. Morkoç için internet, sokaklar, galeri duvarları, her boyuttaki kâğıt ve malzeme verimli birer üretim alanına dönüşebiliyor. Sanatçı bu anlamda kendisini kuşatan kentsoylu animasyon figürleri, reklâm filmleri ve anlatım biçimlerinden de açıkça besleniyor. Resimlerindeki davetkâr anlatı ve formların yanı sıra, aynı eserlerde izleyiciye karşı karakteristik bir mesafede üretme becerisine sahip Morkoç, sanatında 'konsept olarak çirkin, ama ambalaj olarak sevimli' bir yaklaşıma sahip. Sanatçı, duvar resimlerinden söz ederken, "...Sonsuza kadar var olayım gibi bir derdim yok. Çünkü sırf o işi oraya yapabilmek de çok önemli. Beş yıl ya da beş dakika; benim için bir fark yok açıkçası." ifadesine başvuruyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü mezunu, 1986 doğumlu Merve Morkoç'un tam da bu ifadesindeki tazelik, ortaya koyduğu ve sokaktan beslenen yapıtlarının, galerinin iç mekânında tüm yaşamsallığı ile varoluşunu garanti ediyor.

Merve Morkoç'un kişisel sergileri,'1335', The Hall (2010), 'Netame Hanım ve Kumpanyası', Milk Galeri (2010) ve 'Yüzükoyun', Galerist (2011)'dir. Sanatçının katıldığı grup sergileri arasında 'Hayvan Gibi Sergi', Milk Galeri (2012), 'Outside - In', Alan İstanbul (2012), 'Zamanın İşaretleri', Galerist (2013) yer almaktadır.

 
Merve Morkoç  '2+1'
16
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

ERAY ÖZCAN RESİM SERGİSİ

16 NİSAN-10 MAYIS 2014

 

Eray Özcan'ın  " i z l e r " isimli kişisel resim sergisi 16 Nisan 2014 tarihinde Doruk Sanat Galerisi'nde açılıyor. Sanatçının son dönem resimlerinden oluşan sergisi 10 Mayıs 2014 tarihine kadar izlenebilecek.

 

ERAY ÖZCAN'IN IŞIK VE GÖLGELERİYLE YARATILAN ÇARPICI DÜNYASI

 

Eray Özcan'ı çoğumuz Haydarpaşa Garı'nın çeşitli görünümlerini yansıttığı resimleriyle hatırlarız. Çünkü Haydarpaşa onun geçmişidir. Çocukluğunun, Yarımca'dan İstanbul'a yapılan yolculukların, demiryollarında çalışan dedenin öyküsüdür. Çocuk dünyasının, koca  yeryüzüne açılmaya başladığı alandır. Arkasında böylesine bir hayat deneyi olduğu için, Eray Özcan'ın Haydarpaşa resimleri, izleyen herkesin kolay etkisinden kurtulamayacağı bir çarpıcılık taşır.

 

Eray Özcan, geliştirdiği resim diliyle de bu sanata ilgi duyanların önemini hemen anlayabileceği bir ressamdır aynı zamanda. Onun resim dili, ışık ve gölgenin sanki yeniden keşfedilircesine gelip, tuvalde temel bir öğe olarak kendini göstermesiyle belirgindir. 2014 yılı sergisini oluşturan resimlere baktığımızda, bu özelliğin nasıl etkileyici bir anlatım diline kavuştuğunu bir kez daha görüyoruz.

 

İstanbul'da yaşayan ressam, sanki henüz Akdeniz'i görmemiş Van Gogh'un kuzey Avrupalı dönemini çağrıştırır. Ama her özgün sanatçı gibi Eray Özcan'ın anlatımı, renkleri, ışığı ve gölgeyi kullanım biçimi de kendine özgündür.

 

Aslında tablolarına konu edindiği sıradan görüntüler (pencere kenarları, tek başına bir koltuk, sehpalar, vazolar, saksılar...), tuvallerdeki özneleri geri çekip sanatçının asıl anlatmak istediği duyguyla baş başa bırakmayı amaçlar izleyenini.

 

Nedir o duygu? Tek cümleyle, çağdaş bir hüzün diyebiliriz.

 

Pencere önündeki tek bir devetabanı yaprağı ya da boş bir eski koltuk bizi bu denli etkiliyorsa, ressamın resimlerine ustalıkla katmayı bildiği bu hüzün duygusundandır. Çağdaş sinemanın Tarkovski gibi büyük ustalarının, bizleri yeniden yeniden yaşadığımız hayatı sorgulamamıza yönelten o koyu hüzün duygusu, Eray Özcan'ın resimlerinin de ana unsurudur.

 

Bu nedenledir, durup bakmaya başladığımız tuvallerin önünden kolay kolay ayrılamayışımız. Resimlerle aramızda oluşan güçlü bağlar engeller bu ayrılışı. Eray Özcan, resim sanatının birikimlerini tuvalinde olgunlaştırabilmiş bir sanatçı. O olgunluk, yeni sergisinde de etkileyici bir dille izleyene yansıyor.

 

                                                                                                                         Turgay Fişekçi

 

 

16 Nisan 2014'de açılacak sergi 10 Mayıs 2014 tarihine kadar Doruk Sanat Tophane'de görülebilir. 

Sergi izleme Pazar-Pazartesi hariç her gün 11.00-18.30

 
İ  Z  L  E  R
15
Nisan
http://www.beyogluajandasi.com

Açılış / Opening: Nisan / April 15, 2014 / 6 pm

 

On yılı aşkın süredir endüstriyel atıklar ile sanat üretimi yapan Gökte Tunç, yeni sergisi CIRCLE / ÇEMBER ile 15 Nisan 2014  Salı, G-art Beyoğlu'nda...
 
Yeni adresi Beyoğlu Kumbaracı Yokuşunda birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapmaya devam eden G-art, 15 Nisan'da başarılı sanatçı Gökte Tunç'un CIRCLE / ÇEMBER isimli güncel işlerini görücüye çıkaracak.
 
Yine atıklar  kullanarak ürettiği bu sergisinde sanatçı, yeni bir malzeme olarak ayna yüzeyini işlerine ekliyor. Çember, hem fiziksel dünyada hem de inanç dünyasında  sonsuz döngü ve sonsuz enerjiyi simgeler. Her şeyin bu yaşamsal enerji içerisinde değişimi, gelişimi, düzen ve düzensizlik, entropi  kavramları üzerinde  düşünüyor, bizi de düşünmeye itiyor ve   algımızla oynayarak bunu sağlamaya çalışıyor.  Yarattığı illüzyona sebep olan  bazen form, bazen de renk oluyor. Gerçek ve görünen üzerine, "Her gördüğümüz gerçek midir?" sorusunu sorduruyor.  
 
Farklı algılara ve illüzyona sebep olan bu işler bize oldukça estetik geliyor, çünkü içiçe giren mükemmel uyum ve denge örnekleriyle karşılaşıyoruz, tıpkı doğadaki gibi. Doğadaki gerçek referanslar bizim işler ile bir ilişki kurmamızı sağlıyor. Sakin, minimal, yumuşak uyum içerisinde gördüğümüz düzende,  kütle ve yığınlar şeklindeki değişik yapılanmalar başta düzeni bozan eleman gibi görünse de , onların da kendi içinde oldukça uyumlu olduğunu görmeye başlıyoruz. Rastgele çizilmiş gibi görünen çizgiler bile bir süre sonra düzenin devamlılığını sağlayan, düzene hizmet eden dengeyi sağlayan olarak varlığını kabul ettiriyor. Ve "Entropi" kavramıyla yüzleşiyoruz. Minimum enerji-maksimum düzensizlik. Minimalizmin ve mutlak dengenin sırrı.
 
Sanatçının ağırlıklı olarak kullandığı iki renk  beyaz ve mavi. Beyaz sonsuzluk, mavi ise gizem, sır, bilinmeyeni temsil ediyor onun için.
Kare işler de ise, sert bir kontur içerisinde yer alan yine onlarca çember algısı, sanki başka bir aleme geçiş, kapı gibi algılanıp, bizi bir yolculuğa hazırlıyor. Bir sure sonra kare konturu görmemeye başlıyoruz. Bu durumda gördüğümüz şey nereden , hangi açıdan baktığımıza göre "Kare mi yoksa çember midir gördüğümüz şey? " sorusu oluşturmaya başlıyor.
 
Sıkça karşılaştığımız bu çemberlerin aslında bir bütünleştiren, toparlayan , anlamsızı anlamlı hale getiren mutlak yapı olduğunu görüyoruz .
 
Gökte Tunç'un  CIRCLE / ÇEMBER sergisi 15 Nisan - 15 Mayıs 2014 tarihleri arasında  G-art Beyoğlu'nda Pazar ve Pazartesi dışında her gün 11:00-19:00 saatleri arasında gezilebilir.

 
Circle / Çember
 
24 NİSAN 2014 PERŞEMBE
En Düşük 14° / En Yüksek 24° /
 
Bankalar Lokantası

Tam 66 yıldır lezzetli yemekleri ve konukseverliliğiyle misafirlerini ağırlayan Bankalar Lokantası.

 
Pera Palas

Alexander Vallaury tarafından tasarlandı ve yapımına 1892 yılında başlanarak 1895’te tamamlandı.

 
Koska Helvacısı

Tarihî binaları, canlı vitrinleri ve nostaljik tramvayı seyre dalıp Galatasaray’dan Tünel’e doğru ilerlerken Koska Helvacısı, vitrininden yayılan yoğun tahin kokusu ve rengârenk vitriniyle sizi bir anda içeri davet eder.

 
İtalyan Kültür Merkezi

Esbab-ı mucizesi nedir bilinmez, İtalya ya da İtalyan halkı dendiğinde, iyi niyetli bir abartmayla, on kişiden en az dokuzu sempati besler.

 
Bankalar Lokantası
Pera Palas
Koska Helvacısı
İtalyan Kültür Merkezi