BEYOĞLU'NDA ARA
Beyoğlu'nda bulmak istediğiniz her şey
beyoglurehberim.com'da!
 
TÜM İŞYERLERİNE GÖRE LİSTELE
 
 
24
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

Akbank Sanat, 2014-2015 sezonunu dünya çapında bir sergiyle açıyor. 20. yüzyıl kavramsal sanatının en önemli kurucularından biri olan ve başlı başına bir 'ekol' olarak kabul edilen Belçikalı kavramsalcı sanatçı ve şair Marcel Broodthaers'ın "Sözcükler, Nesneler ve Kavramlar"(Words, things and concepts) isimli sergisi, 24 Eylül - 29 Kasım 2014 tarihleri arasında Akbank Sanat'ta sanatseverlerle buluşacak. Serginin yan etkinlikleri arasında çeşitli konferanslar, film gösterimleri de yer alacak.

 

Marcel Broodthaers'ın en geniş koleksiyonuna sahip Ghent'teki S.M.A.K. müzesi işbirliği ile hazırlanacak ve küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman'ın yaptığı sergi, Marcel Broodthaers'ın yapıtlarının dünyada ilk kez bu genişlikte sergilenmesi dolayısıyla büyük önem taşıyor.

 

Çok geniş bir alana yayılan kavramsal yapıtlarında yazıyı, sözcükleri ve metinleri birer özne olarak kullanmasının yanısıra, 'hazır nesneleri' yapıtlarının odağına yerleştiren Marcel Broodthaers, bununla kalmayarak bir süre sonra kuramsal düzeyde de ayrıntılı olarak çalışarak kavramları sanatının bel kemiği haline getirdi.

 

ETKİNLİK: Sergi - "Sözcükler, Nesneler ve Kavramlar" (Words, Things and Concepts)

Sanatçı: Marcel Broodthaers

Küratör: Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman

Sergi Açılışı: 23 Eylül 2014, Salı, saat: 18.30

Sergi Tarihi: 24 Eylül - 29 Kasım 2014

Yer: Akbank Sanat

 

Marcel Broodthaers hakkında

(1924, Brüksel - 1976, Köln) Marcel Broodthaers yazar, şair, sinemacı, fotoğrafçı, gazeteci ve görsel sanatçı olarak üretim yaptı. Brüksel'in entelektüel yaşamında aktif bir şekilde yer aldı. 1960 yılına kadar iki şiir kitabı yazdı ve bir film yaptı. Görsel sanatçılık kariyeri 1964 yılında, Pense-Bête adlı son şiir kitabının 50 nüshasını alçı içine yerleştirmesiyle başladı. Broodthaers, aynı yıl açtığı kişisel sergisinde, çoğunluğu sözlü-görsel kinayeler içeren gündelik nesne, sözcük, yazı ve çocuksu çizimlere yer verdi. Kitap ve kataloglar ile duvara asılmış tuvallerden plastik rölyeflere dek her şeyin üstüne baskı yaptı. Bir nesne, imgesi ve sembolü ile içerdiği anlam arasındaki ilişkiyi saptamak üzere çeşitli mecraları kullandı. Nesneleri günlük hayattaki tasniflerinden bağımsızlaştıran sanatçı, algının temellendiği mantığı irdelemek amacıyla bunları yeni ilişkiler içerisinde sergiledi. 1961 yılı itibariyle, "système de lecture" (okuma sistemi) ya da "Foto-film" şeklinde tanımladığı slayt gösterimleri hazırlamaya başladı.

 

Broodthaers, verili anlamların bağlamı ile bir sanat eserinin algılanmasında kurum, sunum ve yazının rolünü inceledi. 1968 yılında Brüksel'deki evinde, kartpostal, resim ve eser sandıklarından oluşan kavramsal bir "Modern Sanat Müzesi" kurdu; bunu, çeşitli enstalasyonlar izledi. Müzenin kurumsal materyalleri vardı; davetiyeler gönderilmiş ve "direktör" açılış konuşması yapmıştı. Sandıklar duvara dayalıydı ama sanat eserleri görünürde yoktu.

 
Sözcükler, Nesneler ve Kavramlar
23
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

23 Eylül-4 Ekim 2014

Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi, 23 Eylül-04 Ekim 2014, tarihleri arasında Emine Yedikuvvet ‘in ‘Cam Altında Seyahat – Sürrealizm – Mitoloji’ sergisine ev sahipliği yapıyor!

Anadolu Üniversitesini  bitiren Emine Yedikuvvet  1981 yılından itibaren deri, tekstil, moda tasarımları, grafik, cam sanatı ve resim çalışmıştır.Tarihi bir otelin ve özel mülklerin duvar resimlerini, ayrıca tiyatro dekor tasarım ve uygulamaları yapmıştır.

Kütahya Tarihi Adliye Sarayının da içinde bulunduğu vitray çalışmaları Macaristan ve İsviçre’ye kadar uzanmıştır. Kültür mirasımızı belgelendirmek amacıyla Çanakkale Geyikli, Dalyan mevkiindeki Antik kazı alanında resim çalışmaları yapmıştır. 

Ressam Muhsin Kut’un önerisiyle cam altına yönelerek Türkiye’de cam altı resmin yaşatılması için büyük özveri gösteren çok az sayıdaki sanatçı arasına girmiştir. Prof. Süleyman Saim Tekcan, Heykeltraş Hale Ürkmezgil ve Ressam Neveser Aksoy’un beğeni ve teşvikleriyle cam altı resme devam etmiştir. Resimlerini oluştururken ince detaylardan kaçmayarak desen, renk bilgisi, hayal gücü ve kültürleri harmanlamıştır.

Emine Yedikuvvet, Türkiye’de cam altı resme farklı yorumla yaklaşıp özellikle Türk Kültürüyle dünya kültürlerinin buluşması açısından Mitolojiye de yer vermiştir. Gerektiğinde sürrealizmi ve mizahı kullanarak cam altı resmi farklı boyutlara taşıyabilmiştir.

Cam altı resim geleneğimizde önemli yeri olan Şahmeran’ı farklı tasarımıyla ilk kez ayakta yorumlayan sanatçı olmuştur.

Uluslararası Sanat Fuarlarına ve 60 karma resim sergisine katılan UPSD( Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) ve BASAD üyesi olan Yedikuvvet, 7. Kişisel sergisini Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisinde açacak. Geniş kitlelerce tanınması ve yaşatılması gereken cam altı resim tekniğini sanatseverler ile buluşturan sergi 4 Ekim 2014 akşamına kadar ziyarete açık olacak.

 

Açılış tarihi: 23 Eylül 2014 Salı Saat:18.00

Ziyaret Süresi: 23 Eylül-4 Ekim 2014

Mekan: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Sanatçı: Emine Yedikuvvet

 
Cam Altında Seyahat – Sürrealizm – Mitoloji
19
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

Lower East Side İstanbul'da

19 Eylül - 02 Kasım 2014

Anna K.E., Carol Szymanski, Eli Ping, Erica Baum, Frank Heath, Jill Magid, Josh Tonsfeldt, Joshua Abelow, Robin Cameron

Sergi Küratörü: Kathleen Madden

Açılış: 19 Eylül 2014 Cuma, 18:00

Mixer yeni sezonda işleri İstanbul'da daha önce gösterilmemiş olan dokuz uluslararası sanatçıyı bir araya getiren The Built Environment projesini sunmaktan mutluluk duyar. Fotoğraf, resim, kolaj, baskı heykel ve video gibi tekniklerle işlerini üreten bu sanatçıların bazıları, İstanbul'un sosyal ve kentsel özelliklerine göndermeler yapan mekana özgü işler ortaya koyuyor. Mixer'in Tophane'deki galeri mekanında, 19 Eylül - 02 Kasım tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan The Built Environment, inşa edilmiş alanları kentsel topografya bakımından ele alarak, çevremizin düzen ve yapısının hayatlarımızda nasıl bir kaybolmuşluk, yüzleşme, ve hatta anksiyeteye yol açabildiğini irdeliyor.

The Built Environment, günlük yaşamlarımızın ve sanatçıların üretimlerinin etrafımızı saran çevre ve bu çevreyi yönlendiren bilgi sistemleri, yapılar ve çevresel kontrol tarafından ne şekilde sınırlandırıldığını inceliyor. Sergiye katılan dokuz sanatçı, günümüz çevresinin mimari biçim ve sanatsal obje düşünceleriyle nasıl kesiştiğini ve bu kesişim noktalarının sosyal manipülasyon, organizasyon ve bilginin yayılmasına ilişkin sistemlerle olan ilişkisini sorguluyor. Sanatçılar zaman zaman kaideleri bozmayı başararak etrafımızda olan biteni gözler önüne seriyor. Hem sakini oldukları hem de çalıştıkları New York Manhattan'daki Lower East Side (LES) bölgesini ufuk açıcı projeleri için bir platform olarak kullanan bu sanatçılar ve The Built Environment projesi, LES'i mesken edinmiş yaratıcı oluşumların yaklaşım ve enerjisini İstanbul Tophane'ye taşıyor.

Sergiye katılacak sanatçılar arasında, işleri The Metropolitan Museum of Art ve Whitney Museum of American Art'ın koleksiyonunda yer alan Erica Baum fotoğrafı dil ile sanat arasında antropolojik bir ifade yöntemi olarak kullanırken, Frieze New York 2012'ye katılan Josh Tonsfeldtmekana özgü işlerini buluntu nesnelerle oluşturuyor. 2014'teki LISTE (Basel) fuarında Simone Subal Gallery'nin temsil ettiği Frank Heath, posta sistemi ve gazete dağıtımı gibi toplum hayatını düzenleyen sistemleri sanatının temel parçası haline getirirken, aynı galeriyle çalışan Anna K.E. bu sergiye ve Mixer'in galeri alanına göre yeniden yorumlanmış bir iş ile izleyicinin karşısına çıkıyor. Sanatçılar arasında, çağdaş sanatın duygular ve estetik olgusuyla olan ilişkisini incelediği işlerinden biri Whitney Museum of American Art'ta sergilenen Robin Cameron da yer alıyor.

Sosyal ve kültürel farklılıklarına rağmen Lower East Side ve Tophane'nin ortak noktası, süregelen bir değişim ve sosyal hareketliliğin merkezi olmaları. Mixer'in kariyerinin başındaki sanatçıları desteklemek ve bulunduğu çevrede uluslararası bağlar yaratmak misyonlarına paralel olarak, proje kapsamında atölye, işbirliği, panel ve sohbetlerin bulunduğu paralel etkinlikler düzenleniyor. 16 Eylül haftasında Mixer'in ArtLab programının konuğu olacak olan ve sergide mekana özgü işleri yer alan Josh Tonsfeldt, etrafımızı saran "built environment"ın kullanım sonrası kalıntılar olarak insan hayatına tekrar hediye ettiği buluntularla oluşturduğu işlerini ortaya koyarken yaşadığı süreci ve sanat pratiğini izleyiciye açıyor.

 20 Eylül'deki sanatçı konuşmasında, sergiye enstalasyon ve video işleriyle katılacak olan Anna K.E., Gürcistan'daki bale kariyerinden beslenen sanatında alan, hareket ve maddenin doğal formu arasında kurduğu ilişkiyi farklı medyumlar aracılığıyla nasıl yansıttığına değiniyor. 17 Eylül'de ise sergi sanatçılarından Carol Szymanski ve Robin Cameron'un yanında sanat pratiğini İstanbul'da gerçekleştiren iki Mixer sanatçısının konuşmacı olarak katılacağı, New York ve İstanbul'da sanatçı olarak var olmak ve bu iki sanat dünyasının benzeşen ve ayrışan dinamikleri hakkında izleyiciye açık bir tartışma düzenleniyor.

 Ekim ayında da devam edecek olan paralel etkinliklerle, Mixer'in The Built Environment projesi, kesişen ve birbiriyle etkileşen kültürlerdeki dönüşümün zenginleştirdiği fikir ve temsillere ev sahipliği yaparken, sanatçılar için deneyimlerini birbirleriyle, sanatseverlerle ve Mixer'in bulunduğu mahalle sakinleriyle de paylaşabilecekleri bir ortam oluşturuyor.

Projenin küratörlüğünü, kendisi de New York'ta yaşayan ve Sotheby's Institute of Art ile Columbia University Barnard College'da eğitim veren ve 2015'te yayınlanacak olan Performa 13'ün kitabının editörlüğünü yapan sanat tarihçi, yazar ve küratör Kathleen Madden üstleniyor.

Sergi ve paralel etkinlikler hakkında gelişmeleri www.mixerarts.com adresinden takip edebilir, daha fazla bilgi için serhat@mixerarts.com'a e-posta atabilirsiniz.

Görsel: Erica Baum, Zebra (2010), Archival pigment print

 
The Built Environment
17
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği Beyoğlu Sahaf Festivali, kapılarını kitapseverlere açtı. İhtiyaç sahibi öğrencilere yardım amaçlı yapılan kitap müzayedesinde ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün elinden yazılan “Nutuk” adlı eserini Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan aldı.

Kitapseverlerin her yıl büyük bir heyecanla beklediği Beyoğlu Sahaf Festivali Tepebaşı’nda başladı. 70 sahafın katıldığı festivalde birbirinden değerli kitap, elyazması eserler, kartpostallar, tarihe tanıklık eden eski fotoğraflar, plaklar, film ve tiyatro afişleri özel koleksiyon ürünleri kitapseverlerin beğenisine sunuldu.

17 Eylül’de kapılarını kitapseverlere açan 8’inci Beyoğlu Sahaf Festivali, 7 Ekim’e kadar Tepebaşı’nda konuklarını ağırlayacak. Festival boyunca, kitapların yanı sıra tarihe tanıklık eden dergiler, eskiye ait yazılar, eski fotoğraflar, film, tiyatro afişleri, nadide levhalar, mektuplar, kartpostallar ve özel koleksiyonlar da stantlarda meraklılarının ilgisine sunulacak. Festival alanına kurulan sahnede ünlü yazarlar kitapseverlerle sohbet edecek.

 
8. Sahaf Festivali
16
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

Sanatorium yeni sezonunu Stephan Kaluza'nın "Anımsama" isimli sergisi ile açıyor.

16 Eylül - 18 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek sergi, Stephan Kaluza'nın 2014 yılında ürettiği tuval üzerine yağlıboya resimleri içeriyor. Sergilenecek işler, keskin kontrastlar ve uygun derinlik efektleri ile sağlanan siyah-beyaz manzaralardan oluşuyor.

Kaluza'nın bir tür yüzey matrisi olarak belirlediği doğa, bir yaşam alanı olarak değil; kayboluşta kavranan saf bir görünürlük olarak işlev görüyor. Bu şekilde, resimler algıya değil, anımsamaya tabi olan kayıp bir kökeni gizleyerek görmeyi ele alıyor. Sanatçı bu nedenle özellikle kolektif hafızada, Auschwitz gibi pastoral bir doğa ile pek de bağlantı kurulamayacak, negatif çağrışımları olan yerleri seçiyor.  

Resimlerde konturlar kısmen beyaz "hiçliğin" içinde kaybolarak içerikle ilgili bağlantıyı netleştiriyor: Doğa yok oluyor gibi; bu hiçlikte çözülürcesine kendini kaybeder gibi görünüyor. Sanatçı böylece insan evreninin, gerçek bir evren (doğa) ile hâlâ nasıl bir ölçekte bağlantıda olduğunu ya da her ikisinin de zaten birbirinden ne kadar kopmuş olduğunu inceliyor. 

16 Eylül'de açılacak sergi, 18 Ekim'e dek Sanatorium'da görülebilir.

Stephan Kaluza: 1964 doğumlu Almanya doğumlu sanatçı, akademik hayatında Felsefe ve Sanat Tarihi üzerine eğitimler aldı. Şimdiye dek, Almanya, İspanya, Belçika, Hollanda, İsviçre, Türkiye, Çin, Kore ve Brezilya gibi birçok ülkede kişisel sergiler gerçekleştiren sanatçı, birçok ülkede çeşitli karma sergilere katıldı. Kaluza'nın işlerinin yer aldığı koleksiyonlardan bazıları ise Museum Walter (Augsburg), Collection Munoz (Madrid), Museum of the Seam (Kudüs) ve White & Case (Berlin). Çeşitli akademik yayınları bulunan sanatçı; Art Chicago (2003) ve ARCO (2004) gibi ödüllerin de sahibi oldu.
 
 
Anımsama
Stephan Kaluza 

Tarih: 
16 Eylül - 18 Ekim 2014
Açılış kokteyli: 16 Eylül, 18:30

 
Stephan Kaluza 'Anımsama'
13
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

13.09 / 18.10.2014

 

Televizyon, radyo, internet, gazete, sosyal medya, toplu taşıma araçları, apartman cepheleri, sokak lambaları ve hatta restoranlarda yemek sonrası servis edilen ıslak mendillerin koruyucu kağıtları gibi hayatımızın hemen hemen her yerini istila eden, içselleştirdiğimiz, benimsediğimiz reklamlar bu kez Galeri Apel sergi programına bir konu olarak katılıyor. Reklamlar, tarihsel süreçte incelendiğinde ortaya çıkıyor ki lisan, mekan ya da zaman fark etmeksizin hayat akışımız hep kısa bir 'ara' ile kesiliyor. Reklam araları, yayın kurumlarının ayakta kalabilmesi için günlük hayata müdehaleyi zorunluluğa dönüştürüyor.

"Bir Reklam Arası" sergisine katkıda bulunan sanatçılar Şebnem Arıkan, Aydan Baktır, Arzu Başaran, Sakine Çil, Sümbül Eren, Şakir Gökçebağ, Aslımay Altay Göney, Güler Güngör, Suzy Hug Levy, Raziye Kubat, Lerzan Özer, Emre Senan, Maria Sezer, Elif Süsler, Erhan Şermet, Gamze Taşdan, Hande Varsat, Y. Bahadır Yıldız.

 
Bir Reklam Arası
13
Eylül
http://www.beyogluajandasi.com

SALT'ta Sergi: İngiltere'den Sevgilerle, İsmail Saray
13 Eylül-2 Kasım 2014
SALT Galata

Bugüne dek birkaç metin dışında, İsmail Saray üzerine ne bir kitap ne de bir sergi kataloğu yayımlandı. Saray'ın eşi ve yaşam boyu ortağı Jenni Boswell-Jones ile çıkardığı AND Journal of Art and Art Education (1984-1993) dergisi, hiçbir tarihsel incelemeye konu olmadı.

SALT son iki yıldır, 1970'ler ile 1980'lerin başlarında Türkiye kültür ve sanat ortamında belirleyici bir konuma sahip olan ve zamanının ötesinde bir üretim yapan Saray'ın yaşamı ve pratiği üzerine kapsamlı bir araştırma yürütüyor. İngiltere'den Sevgilerle, İsmail Saray yoğun bir arşivleme süreci ve sanatçıyla derinlikli bir iş birliğine dayalı bu araştırma sonucunda hazırlandı.

 Uzun vadeli tasarlanan proje, Saray'ın tüm arşivinin toplanıp koruma altına alınması ve sanatçı arkadaşlarının sakladığı işlerinin gün yüzüne çıkarılmasıyla başladı. SALT, sanatçının iş birliğiyle birtakım işlerini arşivsel malzemeyi baz alarak yeniden üretti ve pratiğiyle ilişkili materyallerin detaylı bir arşivini oluşturdu. Gelecekteki araştırmalara da yardımcı olabilecek bir sözlü tarih çalışması bağlamında, Saray'ın birlikte üretim yaptığı kişilerin yanı sıra, arkadaşları ve öğrencileriyle söyleşiler gerçekleştirildi.

 Araştırmanın ilk aşamasının sunulacağı, sanatçının 20 yıldan uzun bir süredir Türkiye'deki ilk sergisi olan İngiltere'den Sevgilerle, İsmail Saray SALT Galata'nın farklı katlarına yayılacak. Kat -1'deki ana sergi mekânında Saray'ın eskizleri, katıldığı sergileri belgeleyen fotoğraf ve videolar, yazışmalar, yurt dışında sergilenen işlerinden parçalar ve sanatçının 1970'lerin başlarında ürettiği 8mm filmler ile bu sergi için öğrencilik dönemindeki işlerinden yaptığı alıntılar yer alacak. İkinci ve üçüncü katlarda Saray'ın 1980'lerden orijinal işleri; Açık Arşiv'de İngiltere'de gerçekleştirdiği isimsiz bir enstalasyonun yeniden kurulumu (1970); birinci katta da otoportrelerinden oluşan ve bu sergi için yeniden basılan 1972 tarihli Envoy [Elçi] fotoğraf serisi sergilenecek. Aynı kattaki okuma odası, Saray'ın katıldığı sergilerin afişleri, tıpkıbasım sanatçı kitapları ve hakkında yayımlanmış gazete haberlerinin bir derlemesini içerecek. Saray'ın 2010'da Londra'da düzenlenen From Floor to Sky sergisi için ürettiği en yakın tarihli işleri de,
belgesel malzeme eşliğinde SALT Araştırma'da sunulacak.

İngiltere'den Sevgilerle, İsmail Saray kapsamında ayrıca bir sesli rehber hazırlandı. Saray'ın seslendirdiği bu rehber, arşivin kör noktalarına sanatçının anlatımıyla ışık tutuyor.

Sergi adını, sanatçının Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 8 Sanatçı 8 İş: B Sergisi'ndeki (1990-1991) İngiltere'den Sevgilerle işinden alıyor. Sanatçı tarafından imzalanmış bir mektuba işaret eden bu ad, Saray'ın sanatsal üretimindeki "uzakta olma" hissi ile mesafeye atıfta bulunuyor; serginin çıkış noktasını oluşturan arşiv malzemesinin, özellikle de yazışmalarının altını çiziyor.
Tamamı dijitalleştirilmiş olan İsmail Saray Arşivi sergiyle eş zamanlı olarak SALT Araştırma'da erişime açılırken, sergiyi takiben sanatçı üzerine bir e-yayın da hazırlanacak.

İngiltere'den Sevgilerle, İsmail Saray 18 Kasım 2014-10 Ocak 2015 tarihlerinde ise SALT Ulus'ta sergilenecek.

Bu proje SALT Araştırma ve Programlar'dan Duygu Demir ve Sezin Romi tarafından, Özge Karagöz ile Ayşe Köklü'nün asistanlığında gerçekleştildi. Serginin grafik tasarımını, Saray'la Sanat Tanım Topluluğu sergilerinde beraber yer alan Ahmet Öktem üstlendi.

 

 

 

 
İngiltere’den Sevgilerle, İsmail Saray
 
30 EYLÜL 2014 SALI
En Düşük 15° / En Yüksek 22° /
 
Fasuli

Esnaf lokantası ruhunu kaybetmeyen mekanın menüsünde sadece fasulye yok elbette...

 
Dem Cafe

Karaköy’ün yenilenen arka sokakları “Dem Cafe” nefis bir mekana ev sahipliği yapıyor.

 
Beyoğluspor Kulübü

1886 yılında, tam 127 sene önce İstanbullu Rumlar tarafından Ermis olarak kuruluyor.

 
Zafer Müzesi

Kitaplardan okuyup öğrendiğimiz savaş, bu kez, elinizi uzatsanız dokunabileceksiniz, o günlere dalıp gidecekmişsiniz gibi yakınımızda yapılıyor sanki.

 
Fasuli
Dem Cafe
Beyoğluspor Kulübü
Zafer Müzesi